3/6/2008

düşünüyorum da ...korkularımız

düsünüyorum da,
sanirim en büyük korkumuz oldugumuz gibi görünmek.
yumusacik kalbimizin fark edilmesi,
naif yönlerimizin kesfedilmesi,
cesaretsizligimizin anlasilmasi,
korkularimizin paylasilmasi
sanki zarar görecegimizin en büyük isareti.
kabuklarimizin altinda
kendimizi saklamakta ne kadar da ustayiz.
ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarimizin ardinda.
hissedilmeden, el degmeden, sevgimizi göstermeden.
istiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
kirpiler ve kaplumbagalar gibi.
sahi koruyor mu bizi bu çatlamamis sert kabuk?
kimse incitemiyor mu duygularimizi, inançlarimizi, benligimizi?
yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
hissettiklerimizi gölgeliyor, yansitmiyor mu gerçek kimligimizi?
duygularimizi bastiriyor, el ele tutusmamizi engelliyor mu?
eger bir yildiz gibi isil isilsam ve bir yildiz kadar parlak.
ne çikar atesböcegi sansalar beni.?
belki en hoyrat yürek bile atesböceginin
o uçucu, masum, sevimli çocuksuluguna el kaldirmaya kiyamaz?
güçlü kapilarin arkasina kilitlemesem kendimi, korkakligimi, sevgi istegimi
en insani yönlerimi kayitsizca sunabilsem
bu sert kabugun agirligindan kurtulup
bir kus gibi uçacagim özgürce.
anlasilacagim ve bir ayna gibi yansiyacagim
karsimdakine.
o da çözülecek belki.
samimi ve güvenliksiz, silahsiz biriyle göz göze gelince.
oysa bir görebilsek bunu.
kalmadi böyle insanlar demesek.
güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
kirilmaktan korkmasak.
incinsek, yaralansak.
ne olur bir darbe daha alsak.
yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabugu.
denesek.
risk alsak.
yanilsak.
fark etmez.
tekrar, tekrar bikmadan denesek.
ve kucaklassak yeniden.
tipki eskisi gibi.
ne oldugunu anlayamadigimiz o onbes yildan öncesi gibi.
o zaman fark edecegiz.
ne kadar özledigimizi birbirimizi.
neler biriktirdigimizi,
kaybolan degerlerimizi ne kadar özledigimizi.
beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
vakit az, paylasmak, sarilmak için.
yasadigimiz cografya zor, sartlari agir.
yüregi daha fazla küstürmemek lazim.
sirtimizda agir küfeler, her gün katlanan.
ve kosullar bir türlü düzelmeyen.
sevgiye çok ihtiyacimiz var.
ufukta kara bir kis görünüyor.
ancak birbirimize sokulursak atlatiriz o günleri.
kirin o sert, o agir kabuklarinizi.
kurtulun bu yükten.
korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
yalnizliga mahkum ediyor bizleri.
hem hepimiz bir yildiziz.
ne çikar atesböcegi sansalar bizi.

15/4/2008

R. Tagore uzerine... kimdir?... şiirleri... yazilari...

15 Mart

Ne çıkar ateşböceği sansalar beni, yıldızlar ateşböceği sanılmaktan korkmazlar ki !


Bugünlerde oldukca fazla okumaya verdim kendimi… vardir bir hayır diyerek buda yetmezmiş gibi içimde dopdolu ve giderek buyuyen bir yazma hevesi oluşmaya başladı.

 

Neyse okumaya hevesi oyle bir hal aldı ki, her duyduğunu araştıran bir tip olmaya basladim denilebilir. Ve iste tam bu esnada tanıdım Rabindranath Tagore’ u,

Rabindranath Tagore 6 Mayis
1861'de Kalküta'da doğuyor ( yani bir boğa ). Debendranath Tagore ve Sarada Devi'nin en genç oğlu. Debendranath Tagore, kendi etkili bir Bengali ve Brahmo Samaj'ın üyesiydi. Babasi bir din adami ve kendisi de hukuk okurken edebiyata şiire merak salarak ilerleyen dönemlerde de Brahmoizmin’ in temelini atıyor. ( adam yepyeni bir hareket başlatıyor bu konuda ). Ama aslında ilk şiirini 6 yaşında yaziyor, lisanlar ve modern bilimler üzerine çalışıyor. 1878'de o, bir avukat olmanın umudunda İngiltere'ye yolculuk yap ıyor. Yine de 1880'de o, üniversiteyi ve Londra'yı bıraktı, ve Hindistan'a dönyor çünkü  babası, Mrinalini Devi'ye onun evliliğini düzenlemek istiyor. Böylece Tagore, evlenmesi ve ailesinin arazilerine bakmak için eve dönüyor. Bu da, şiir, oyunlar ve kısa hikayeleri yazmanın üretici bir dönemini sağlayor.

Rabindranath Tagore, Asya'nın ilk Nobel ödülü galibiydi. 1913 Tagore'de, onun, edebiyat için Nobel ödülü hükmen verilmiş olduğu bilgilendiriliyor. Nobel ödülü resmen Tagore'ye  veriliyor:


Bu prestijli ödül, hem doğu ve batıda halkın ilgisine Tagore'ye getirdi. O şimdi çoğunlukla, U. S ve Avrupa'ya onun kendisininki için onun şiiri ve artış birikimlerini ashrama paylaşmak için yolculuk yaptı.


1915 adama yine “sir” unvanı veriliyor. 1941 de doğduğu şehirde oluyor.

 

Tagore'nin, Hindistan'ın kültürel Rönesansı'nda önemli bir rol ve 19uncu ve erkenden 20inci yüzyılda Bengal'ı oynayan yaratıcı bir deha olduğu biliniyor. 

Kahin şair bir Tagoresi'nin başarıları olmaya ek olarak müzik, edebiyat, oyunlar, sanat ve eğitim reformcusunun alanlarında dikkate değer katkıları kapsadı.


Bu ne simdi demeyin sakin. Zira adamin o kadar cok meziyeti var ki say say bitmiyor. Kendisinin halen baskıları devam eden kitaplari da mevcut.

 

Ben ise beğendiğim şiirlerinden birkac mısra yazacağım.

 

“ Zihnin derinliklerinde güveler, ince kanatlarını büyütürler.”

 

“ Benim çiçeğim, bir aptalın düğme deliğinde cennetini arzulama! ”

 

“ Zayıf korkunç olabilir. Zira kuvvetli görünmek için çok cüretkâr olabilir. “

 

“ Dağda sessizlik kendi yüksekliğini bulmak için kabarmaktadır. Gölde hareket kendi derinliğini tahayyül etmek için hareketsizleşir. “

 

Veya sayfanın ana baslığı vs.

 

 

Eğer halen okumadıysanız veya bir yerlerden duymadıysanız mutlaka birkaç şiirini okuyun. Vaktim yok sen hali hazırda belirt derseniz de. Buyurunuz efendim basliklar altinda size sunacağım. ama mutlaka DÜŞÜNÜYORUM DA' YI OKUYUN :)…